AnasayfaKapiTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Duyuru..Hocalı Katliamını Unutma, UNUTTURMA!
Salı Şub. 28, 2012 8:03 am tarafından AyMaRaLCaN

» Basit yaşayacaksın. Basit
Çarş. Haz. 09, 2010 1:48 am tarafından Misafir

» Aşk 29 Harftir..
Çarş. Haz. 09, 2010 1:48 am tarafından Misafir

» SENi SEViYORUM
Çarş. Haz. 09, 2010 1:47 am tarafından Misafir

» BÖYLE SEVDİM İŞTE
Çarş. Haz. 09, 2010 1:44 am tarafından Misafir

» Delinin Veliye Tavsiyesi
Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

» Dört Dirhemlik Gömlek
Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

» Eğer Göndermeseydi
Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

» Nereden ve Nasıl aldın
Paz Haz. 06, 2010 3:43 am tarafından Misafir

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Ortaklar
bedava forum
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum

Paylaş | 
 

 Evlat katili Kösem Sultan’ın sonu!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir
Misafir



MesajKonu: Evlat katili Kösem Sultan’ın sonu!   Ptsi Mayıs 31, 2010 10:54 pm

Günümüzde hala bazılarınca yanlış olarak "Valide-i Mu’azzama", "Valide-i Muhtereme" (!!!!) diye anılan evlad katili Mahpeyker Kösem Sultan 354 yıl evvel 2/3 Eylül 1651 Cumartesi/Pazar gecesi Topkapı Sarayı’ndaki dairesinde baltacı erlerinden "Deli Doğancı" ünvanlı Kuşçu Küçük Mehmed tarafından bir perde ipiyle boğulmuş, onun ölümüyle "devlet içinde devlet" misali saltanat süren Ocak Ağaları’nın hakimiyyeti de sona ermişti!..
Osmanlı Devleti’ndeki/Devlet-i Aliyye’deki büyük çöküntüyü incelerken bir çok defa kaydettiğimiz gibi bu büyük çöküntünün çeşitli tezahürlerinden biri de, haremdeki kadınlardan bazılarının şahsi menfaatleri uğruna kınalı parmaklarını devlet idaresine sokabilmeleri olmuştur!..
Yavuz SultanSelim Han’ın (1512-1520) muhtereme eşi ve Kanuni Sultan Süleyman’ın (1521-1566) annesi Hafsa Hatun’un vefatına kadar haremdeki kadınlar devlet işlerine karışmazken/karışamazken Hafsa-Hatun’un 19 Mart 1534 Perşembe günkü vefatından sonra Kanuni’nin gözdesi/başikbal/haseki Hürrem-Sultan Harem-i Hümayun’da hakimiyyet tesisine muvaffak olmuş ve zamanlabu hakimiyyeti pek ilerilere götürerek nice oyunla saraydaki kadınlar saltanatının kurucusu olmuştur!
Kurulan bu kadınlar saltanatı sonraları İkinci Selim’in (1566-1574) karısı ve Üçüncü Murad’ın (1574-1595) anası Nur-Banu Sultan’la devam etmiş, Nur-Banu’yu Üçüncü Mehmed’in (1595-1603) annesi Safiye-Sultan, Birinci Ahmed’in (1603-1617) karısı Mahpeyker Kösem Sultan takip etmiş ve bu kadınların kirli, kanlı ve karanlık işleri Devlet’e pek pahalıya mal olmuştur!..
Kocası Sultan Birinci Ahmed ve şehzadeleri/oğulları Dördüncü Murad (1623-1640), Sultan İbrahim (1640-1648) ve torunu Dördüncü Mehmed/Avcı Sultan Mehmed (1648-1687) devirlerinde elli yıla yakın, kınalı parmaklarını kendi menfaati için devlet idaresine sokmasını becerebilen Mahpeyker Kösem Sultan, bir Rum papazının kızıdır. Hırvat olduğu da iddia edilmiştir. Adının Anastasya ve Nasya olduğundan bahsedilen bu kız çocuğu küçük yaşta yetim kalıp Bosna Beylerbeyi tarafından saraya takdim edilmiş, eğitim ve öğretimini müteakib Sultan Üçüncü Mehmed’in oğlu Birinci Ahmed’e haseki olmuş ve Birinci Ahmed’in 21 Aralık 1603 Pazar günü cülusundan/tahta çıkmasından hemen yirmi gün sonra Safiye Sultan’ın Topkapı Sarayı’ndan Bayezid’da şimdiki İstanbul Üniversitesi merkez binasının bulunduğu mahalledeki Eski-Saray’a gönderilmesini müteakib (saltanat değişikliklerinde bu nakil adettir) Harem-i Hümayun’a Kösem Sultan hakim olmuş, öylece Safiye Valide Sultan’ın korkunç icraatı son bulurken; Kösem Sultan’ın marifetleri, daha münasib bir ifadeyle mel’anet-karane işleri başlamıştır!..
Değiştirilen veraset usulü!..
Mahpeyker Kösem Sultan’ın marifetleri (!) üzerinde dikkatle durulmalı, bu kadının, haremdeki hakimiyyetle devlet işlerine müdahalesinin nelere mal olduğu iyice tetkik edilmelidir. Bu zahmete katlanıldığında görülecektir ki, Sultan Birinci Ahmed’in vefatında (21/22 Kasım 1617 gecesi)/ Yeniçeri Ağalarına dayanarak Osman Gazi’den itibaren babadan oğula intikal etmek suretiyle devam edegelen saltanattaki veraset usulünü bozarak ekberiyyet kaidesine bağlayıp hanedanın en yaşlısının tahta çıkmasını Kösem Sultan te’min etmiştir!..
Niçin yaptı kanun-ı kadime mugayir bu işi?..Bu niçinin cevabı şudur ki, Sultan Birinci Ahmed’in vefatında yedi oğlu hayatta olup, bunların en büyüğü, Şehzade Osman/Genç Osman’dır. Ve devam edegelen veraset usulüne göre Veliahd Genç Osman’dır. Saltanat onun hakkıdır... Hakkıdır ama Genç Osman, Kösem Sultan’dan değil Mahfiruze Haseki’den doğmuştur. Ve Genç Osman’ın saltanatında elbette Mahfiruze Haseki "Valide Sultan" olacak, Genç Osman’ın ölümüyle evladları tahta çıkacak, saltanat böylece devam edip Kösem Sultan "Valide Sultan" olamayacaktır. Genç Osman’ın şehzadeleri olmasa bile, üvey kardeşi Mehmed "Veliahdlığa" yükselecek, onun evladlarının tahta çıkışlarıyla Kösem-Sultan’ın oğullarına belki taht hiç nasip olmayacaktı!.. Başka bir ihtimal de, Mahfiruze hasekinin oğullarının Kösem’in oğullarını/IV. Murad ve yanlış olarak "deli" diye anılan İbrahim) öldürtme korkusudur...
Kösem-Sultan’ın ise bu çeşit ihtimallere tahammülü yoktur!.. Taht yolu onun oğullarına açılmalı ve Kösem de, "Valide Sultan", "Saltanat naibesi" gibi mühim mevkilerde saltanat sürmeli idi!.. Bu gaye uğruna veraset usulünü değiştirdi ve saltanatı da, hilafeti de şer’an caiz olmayan Birinci Mustafa’yı Ocak Ağalarına dayanarak tahta çıkardı!..
Birinci Ahmed’in kardeşi ve Üçüncü Mehmed’in oğlu olan Birinci Mustafa akıl hastası idi. Bu hastalığına Katib Çelebi ve Müneccimbaşı gibi sahih kaynaklar şehadet etmektedirler. Saltanatı ancak doksan altı gün sürmüş ve 26 Şubat 1618 tarihinde hal’edilmiş/tahttan indirilmiş, aynı gün Genç Osman, "İkinci Osman" ünvanıyla cülüs etmiş/tahta çıkmıştır.
Genç Osman’ın cülüsunu, Mahpeyker Kösem Sultan’a rağmen, Dar-üs-Saade Ağası Hacı Mustafa Ağa ile Sadaret Kaymakamı Sofu Mehmed Paşa ve Şeyhülislam Hocazade Esad Efendi gerçekleştirmişlerdir. Şahsiyyeti her yönü ile başlı başına tetkik mevzuu olan ve Osmanlı padişahlarının büyüklerinden sayılan Genç Osman’ın saltanatı dört sene, dört ay yedi gündür. Tarihimize "Haile-i Osmaniyye" (Haile-Facia) diye geçen vak’a sonunda 20 Mayıs 1622 Cuma günü Yedikule Zindanı’nda şehid edilen Genç Osman’ın şehadetini müteakib tahta yine akıl hastası Birinci Mustafa çıkarılmış ve böylece Kösem-Sultan’ın planı yeni bir safhaya girmiştir!..
Birinci Mustafa’nın bu ikinci saltanatı bir sene, üç ay yirmi iki gündür. 1623 yılının 10 Eylül Pazar günü Kemankeş Alipaşa’nın gayretiyle ikinci defa tahttan indirilmiş ve Dördüncü Murad’a saltanat yolu açılarak anası Kösem-Sultan muradına ermiştir!..
Dördüncü Murad on bir yaşını bir ay, on beş gün geçe tahta çıktığında Kösem-Sultan’ın beklediği gün gelmiş, "saltanat naibesi" olmuş, oğlunun çocukluk ve gençlik çağlarında tam sekiz yıl, sekiz ay devlet idaresini elinde bulundurmuştur!
10 Şubat 1432 Salı günü patlak veren ve Vezir-i-a’zam Müezzin-zade Hafız Ahmed Paşa’nın parçalanıp Topal Recep Paşa denilen küstahın sadareti ile neticelenen isyandan sonra ancak 8 Haziran Salı günü devlet idaresine hakim olup anası Kösem Sultan’ın vesayetinden kurtulan Sultan Dördüncü MuradHan’ın ilk işi, annesi ile Ocak zorbalarını tasfiye ederek Birinci Mustafa anarşisine son vermek olmuş, tarihimizdeki mühim, kıymetli icraatını saltanatının bu döneminde gerçekleştirmiş, "Hicri bin tarihinden sonra gelen padişahların büyüklerinden" sayılmıştır.
Dördüncü Murad’ın 8/9 Şubat 1640 Çarşamba/Perşembe gecesi genç yaşında (28 Yaşında) vefatı anası Kösem Sultan’ı üzmemiş, kendisini ve avanesini tasfiye eden oğlunun ölümü bu haris kadına tekrar saltanat naibeliği yolunu açacağını hesaplayıp sevindirmiştir!..
Dördüncü Murad’dan sonra Sultan İbrahim tahta çıkmış ve Kösem-Sultan bu oğlunun saltanatından tekrar siyaset sahasında boy gösterip saltanat naibesi olarak sekiz buçuk yıl kadar marifetlerine (!) devam etmiş ancak Sultan İbrahim anasının marifetlerine (!) son verince, oğlunu kapısı pencereleri örülmüş bir odaya tahttan indirip kapatan Kösem, on gün sonra bu odada, Evliya Çelebi’nin ifadesiyle neuzu b’illah yüzünden bir zerre nur kalmayan celladbaşı Kara Ali’ye oğlunu boğdurmuştur!!!
Böylece öz evladının kaatili olan Mahpeyker Kösem Sultan, daha sonra torunu dördüncü Mehmed/Avcı Sultan Mehmed’in 8 Ağustos 1648 günkü cülüsunda da rol oynamıştır!.. Yedi yaşının içinde tahtta çıkan Dördüncü Mehmed’in böyle çocuk yaşında cülüsu dolayısıyla ninesi Mahpeyker Kösem Sultan yine saltanat naibesi olup kınalı parmaklarını devlet işlerine sokmaya devam etmiş, Kösem’in ölümüne kadar üç yıl devam eden bu karanlık anarşi devri tarihimize "Ağalar Saltanatı" olarak geçmiştir!
Sona doğru!
Dördüncü Mehmed’in annesi Turhan Hatice Sultan’dır. Bu "Valide Sultan`ın Osmanlı tarihindeki yeri, baştarafta isimlerini saydığımız valide sultanlar gibi karanlık, kirli değildir, şahsi menfaati için devlet idaresine müdahale etmemiş, "Valide Sultan`lığını hayırlı işlerde kullanmıştır.
Ve bu "Valide Sultan`la saltanat naibesi Kösem-Sultan arasında pek şiddetli bir rekabet vardır!.. Bu rekabetle Kösem-Sultan nasıl öz evladı Sultan İbrahim’i pek feci bir şekilde boğdurmuşsa, bu kere de torunu Dördüncü Mehmed’i zehirleterek TurhanHatice Sultan’ın "Valide Sultan`lığına son verip Saliha Dilaşab Sultan’dan doğan dokuz yaşındaki diğer Şehzade Süleyman/İkinci Süleyman’ı tahta çıkarmaya teşebbüs etmişse de marifet (!) zamanında haber alınıp muvaffak olamamış, Turhan Hatice Sultan’ın adamlarından Baş-Lala Uzun Süleyman Ağa’nın tertibiyle Mahpeyker Kösem Sultan bir perde ipiyle boğulup Devlet bu kadının şerrinden kurtulmuş, bu arada otuz sekiz Ocak Ağası idam edilmiş, Dördüncü Mehmed, babasının katlinde parmağı olan yetmiş kişiden hayatta kalanları temizlemiştir. Kösem’in ayrı bir araştırma mevzuu olan muhteşem serveti de Hazine’ye irad kaydedilmiştir.
Alıntıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Evlat katili Kösem Sultan’ın sonu!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Osmanli Tarihi-
Buraya geçin: