AnasayfaKapiTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Similar topics
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Duyuru..Hocalı Katliamını Unutma, UNUTTURMA!
Salı Şub. 28, 2012 8:03 am tarafından AyMaRaLCaN

» Basit yaşayacaksın. Basit
Çarş. Haz. 09, 2010 1:48 am tarafından Misafir

» Aşk 29 Harftir..
Çarş. Haz. 09, 2010 1:48 am tarafından Misafir

» SENi SEViYORUM
Çarş. Haz. 09, 2010 1:47 am tarafından Misafir

» BÖYLE SEVDİM İŞTE
Çarş. Haz. 09, 2010 1:44 am tarafından Misafir

» Delinin Veliye Tavsiyesi
Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

» Dört Dirhemlik Gömlek
Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

» Eğer Göndermeseydi
Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

» Nereden ve Nasıl aldın
Paz Haz. 06, 2010 3:43 am tarafından Misafir

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Ortaklar
bedava forum
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum

Paylaş | 
 

 Time Dergisi arşivinde; Hilafet'in son dönemleri hakkında geçen haberler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir
Misafir



MesajKonu: Time Dergisi arşivinde; Hilafet'in son dönemleri hakkında geçen haberler   Ptsi Mayıs 31, 2010 10:59 pm

Trebuchet MS','sans-serif']Time Dergisi arşivinde; Hilafet'in son dönemleri hakkında geçen haberler [/font]
3 Mart Pazartesi 1924'de resmi olarak Hilafet ilga edildi.
3 Mart İslam şeriatının tamamıyla yürürlükten kaldırıldığı kara gündür.
3 Mart Müslümanların tarihlerinde ki en acı olaydır.
Müslümanlar olarak bu kara günü, bu trajik olayı kesinlikle unutmamamız gerekmektedir.
Hilafet ve Hilafet'le alakalı meseleler ve olaylar o zamanlarda uluslararası haber oluyordu. Bu konuda Time dergisinden 1924-1931 tarihleri haberlerden bazılarını aktarmak istiyoruz.
Halife dışarı
Pazartesi 17 mart 1924
Türkiye'nin başkenti Ankara'da Büyük Millet Meclisi Halife Abdulmecid Efendi'nin tahttan indirilmesi ve Hilafet'in ilga edilmesi amaçlı bir kanun tasarısını çıkardı.
İslambol'da (İstanbul) vali Dr. Adnan Bey Halife'nin evine, Dolma Bahçe Sarayına gitti. O, orada Halife'yi görmeyi talep etti. Halife geldiğinde vali onun tahta çıkmasını emretti. Ona Büyük Millet Meclisinin kararını okudu, tahttan inmesini ve eşyalarını toplamasını emretti.
Bir saat sonra tahttan indirilmiş olan Halife, hanımı, kızı, hareminin iki azası ve özel sekreteri ile ülkeyi terk edip İsviçre'ye gittiler.
Kâğıtları incelendikten sonra, İsviçre'yi utandıracak bir şey yapmaktan sakınacağının sözünü vermek koşuluyla, İsviçre hükümeti Halifeye ülkeye girmesine ve kalmasına izin verdi.
Eski Halife'nin oradan Fransa'ya geçmesi bekleniyordu.
Türkiye'nin yanı sıra Müslüman dünyası Afrika, Arabistan, İran, Rusya, Afganistan, Hindistan ve Çin'de bulunmaktadır. Aslında 220.000.000 İslam ümmetinin % 95 Türkiye dışında yaşamaktadırlar.
H. 632'de Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ölümünden sonra devam eden İslam Devleti Hilafet, İslam dininin en yüksek değerlerindendir...
Geçen hafta yeni bir Hilafet kurma isteği tüm Müslüman dünyasını sardı. Mısır kralı, Fas sultanı, Bombay Ağa khanı, hepside tanınabilmek/seçilebilmek için ümitleniyorlardı.
Hilafet için en ciddi talep sahibi Hicaz kralı Hüseyin'di. Mezopotamya, Ürdün ve Hicaz Arapları kral Hüseyin'i Halife olarak ilan etti. Kral bu unvanı memnuniyetle kabul etti. Bir kaç zamandır Araplar Hüseyin'i Halife yapabilme heyecanı içerisinde idiler. Böylelikle milliyetçi Türklerin Hilafet'in etrafını sarmış olmaları durumundan hoşnut olmadıklarını göstermekte idiler. Diğer Müslüman ülkelerin hiç bir şekilde kral Hüseyin'i İslam'ın başı olarak tanımayacakları kesindi. Ancak o Hilafet için diğer adaylardan daha uygundur, çünkü onun damarlarında, Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de kavmi olan, Kureyş'in kanı dolaşmaktadır ki bu bazı Müslümanlara göre bir Halife'de bulunması gereken zaruri bir özelliktir. Aynı zamanda kutsal şehirler Mekke ve Medine ( önceki Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in doğumuyla, sonraki ölümüyle alakalıdır) her ikisi de hicaz bölgesindedirler.
Halife'nin çıkarılmasıyla/ekarte edilmesiyle alakalı Londen Times : " Savaşın getirdiği ölçülemez geniş değişikliklerden Habsburgs, Romanoffs ve Hohenzollerns'en düşüşü, çok eski devletlerin yeniden doğuşu, önceden bilinmeyen devletlerin ortaya çıkışı, orijinal devlet yönetim şekillerinin evrimi, yeni fikirlere acil ihtiyaç ve insanlarda ki yeni duygular, hiçbir değişiklik bundan daha fazla çarpıcı değildir."
1922'de Sultan Muhammed VI.'yı tahttan indirdikten sonra Ankara hükümeti Hilafet için Abdulmecid Efendi'yi seçmişti. Şimdi onu da tahttan indirdi. Bu desteğin aniden geri çekilmesinin manasının, Halife'nin kendisinin hükümete yeterince itaatkâr/bağlı olmadığını kanıtlamış olduğu şeklinde açıklandı: o bu yüzden gitmek zorundaydı.
Türkiye'nin Hilafet'i ilga etmesinin en kesin sonuçlarından biri -ve belli ki Hz. Muhammed ümmetinin 5%'i Hilafet'den İslam adına vazgeçmemektedirler- şimdiye dek İslam'daki hakim pozisyonunun zayıflayacak olmasıdır. İslam dünyası bölünürse, askeri gücü sayesinde, Türkiye çok sıkıntı çekemeyebilir. Fakat kral Hüseyin altında birleşirse, bu durumda Türkiye diğer Müslümanların gözünden düşecektir.
Türkiye tamda şimdi başını Batı'ya doğru çevirmekte ve Doğu'yu unutmaktadır. Ki bu durumda İslam'i açıdan saygınlık kaybı, onun için çok fazla bir şey ifade etmeyebilir.



Time Dergisi arşivinde; Hilafet'in son dönemleri hakkında geçen haberler (2)
Hilafet (Pazartesi 24 mart 1924)
Türkiye'nin 1914'de itilaf devletlerine karşı girdiği savaşta en çok korkulan silahı; cihad. Cihad ilan etme gücü Hilafet makamındadır. Görevi gereği Halife düğmeye bastı. Çok birşey olmadı. Cihad, İngiliz Müslümanları ve Fransız Kuzey Afrika birliklerini merkezi güçlere karşı savaşmaktan alıkoyamadı, Arapların bağımsızlıklarını ilan edip Filistin'de İngilizler'in müttefikleri olarak savaşmalarını da engelleyemedi. Cihad patlamayan bir bomba, bir kabuk olduğunu gösterdi. Fakat Ankara'daki Büyük Millet Meclisi Hilafet'i ilga edip Halife Abdul Mecid'i İsviçre'ye sürgüne gönderince bu "patlamayan kabuk" bir bomba olduğunu gösterdi.
Patlamanın yankıları halen Hırıstıyan alemi ve aynı zamanda Müslüman dünyasında yankılanmaktadır.
Geçen hafta Türkiye'de Mustafa Kemal Paşa Hilafet'in bundan böyle Türkiye parlementosu tarafından temsil edileceğini ilan etti. Londra hemen Kemal'i 220,000,000 Müslümanın başına Sultan olarak geçebilmeyi arzulamakla suçladı. Tahttan indirilmiş Halife Abdul Mecid İsviçre, Territet'de ki sığınma yerinden tüm dünyadaki Müslümanlara seslendi. Kendisinin sürgün edildiğini göz önünde bulundurarak, başlarındaki liderleri vasıtasıyla Hilafet'i ne yapacaklarını belirlemeye teşvik etti. Şöyle dedi: "Benim tahttan indirilmem ve Hilafet'in ilga edilmesi Kutsala saygısızlıktır ve geçersizdir."
Mussolini hükümetinin, Abdul Mecid'i İtalya'da veya İtalya'nın Afrika'daki bir sömürgesinde ikamet etmesi için davet ettiği, söyleniyor. Abdul Mecid Halife olarak ilan edilir ve bu teklifi kabul ederse, bu İtalyanlara ikinci bir Vatikan manevi gücünü verecek, Avrupa'nın katolikleri ve Afrika'nın Müslümanları arasında Akdeniz pozisyonunu sağlamlaştıracak ve sömürgesi Trablusgarp'taki kavgacı Senussi tarikatıyla alakalarını doğrudan avantaja dönüştürecektir.
...
... Hicaz Kralı Hüseyin İbn Ali'yi hızlı bir hareketle Hilafet için ilk talip olarak ilan etmekdeki tek karlı olan tarafın İngiliz imparatorluğu olduğu genel olarak hissedilmektedir.
İki kutsal şehir Mekke ve Medine'nin bulunduğu Hicaz krallığının sahibi Kral Hüseyin kendisine Hicaz Arapları, Ürdün ve Filistin'in büyük Müftüsü tarafından arzedilen Halifelik makamını geçen hafta kabul etti. Bir repotajda, bu hareketinin sonuçlarıyla alakalı melankoli ve önsezisini gösterdi. Hüseyin: "Ben Halifeliği elde edebilmek için çabalamadım, arzulamadım. Bana zorla verildi. Heryerden bana geliyorlar ve diyorlar ki: ‘İslam'ın korunması için bir Halife'sinin olması şarttır ve Hilafet yok olmamalı. Sen bunu yapabilecek tek ehil prenssin. Sen muazzam bir mescidin ve Arap devletinin bağımsız hükümdarısın. Kutsal şehirler senin sorumluluğun altında. Sen Kureyş kabilesindensin. Senin ortodoksluğun ve ateşli imanın hiç şüphe götürmez. Sen Arapların Arabısın! " dedi.
"Şayet bunu kabul etmeseydim görevimi başaramamış olurdum ve halkım benden yüz çevirirdi. Hicaz, Ürdün ve Filistin Arapları beni Halife olarak ilan ettiler. Geriye kalan Müslüman dünyasının ne yapacağını bilmiyorum. Mısır kralının veya Afganistan emirinin veya Fas sultanının kendilerini Halife olarak ilan edecekleri söylentisini duyuyorum. Benim pozisyonum çok kritik."
Afganistan.
İngiliz Müslümanların, ne Türk parlementosundan ne de İngiliz koruması altında birini Halifeliğinden hoşnut olmayacakları Londra'dan bildirildi. İngiliz hükümetine verilen özel bilgiye göre 70,000,000 Hindistanlı Müslüman kral Hüseyin'i kabul etmeyi reddetmektedirler. Bu reddiye ürkütücüdür çünkü, şayet kral Hüseyin İngilizler tarafından destekleniyorsa, Hindistan Müslümanlarının, gittikçe artan seviyede bir anti İngiliz olan, Afganistan emirinin adaylığını desteklemeleri tehlikesi mevcuttur.

Time Dergisi arşivinde; Hilafet'in son dönemleri hakkında geçen haberler (3)
Bir Halife Aranıyor
Pazartesi 31 mayıs 1926
İslam'ın etkili/güçlü temsilcileri 24 Mayısta Kahire'de toplanmışlardı. Uzlaştırılamayan rakiplerin Hilafet kongresini neredeyse başlangıcından beri velveleye vermelerinin ardından, geçen hafta Kongre dağıldı.
Kongrenin yaptığı en dikkat çekici şey, yeni bir Halife seçileceği zaman, onun İslam'ı korumaya muktedir bir hükümdar olması gerektiği gerçeğini vurgulayan, bir karar benimsemesi oldu. Bir Halifenin sahip olması gerek diğer iki tradisyonel niteliklerden -Muhammed'in soyundan olmak ve kutsal şehirler Mekke ve Medine'ye sahip olmak- bahsedilmedi. Bu iki niteliğin daha ileriki bir tarihte görüşülmeye ertelenmiş olabileceği anlaşılmaktadır.
Bildirilen bir diğer önemli kararsa, mutlaka Müslüman olması şartıyla, bir Halifenin bu makamı fetih yoluyla elde edebilecek, olmasıdır.
Yani kısacası İslam, sadıkları ve onların düşmanlarını teslimiyete zorlayacak ve kendisini Halife -dünyevi ve ruhani hükümdar- ilan edecek herhangi bir Müslüman'a doğru koşmaktadır.
Sözde "son gerçek/meşru Halife", tahttan indirilmiş Türkiye Sultanı, Muhammed VI, geçenlerde İtalya'da öldü.
Halifenin Güzel Kızı
Pazartesi 9 Kasım 1931
Bir eski papa olsaydı, çok güzel bir kızı olsaydı, dünyadaki en zengin adamın büyük oğluyla gizlice nişanlansaydı, Hıristiyanlarda geçen hafta Müslümanların heyecanlandıkları kadar heyecanlanırlardı.
Güneşin sırılsıklam ettiği Riviera'daki villada, Nice'ın en yukarısında halefi olmayan İslam'ın eski halifesi yaşıyor. 1924 de agnostik cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından tahttan indirilmiş ve Türkiye'den çıkarılmış Halife Abdülmecid Efendi halen milyonlarca Müslüman'ın "emiri ve Allah'ın vekili."
Halifenin saray büyüklüğünde ve gösterişli mobilyalı muazzam villasının masrafı gönüllü olarak İslam'ın zengin ve dindarları bilhassa, Hindistan'ın en zengin hükümdarı, dünyanın en zengin adamı olarak tanınan Haydarabad Nizamı tarafından ödenmektedir.
Yüce Nizamın büyük oğlu Sahib Zada Nawah Azam Cah, kutsal halifenin güzel kızı Dürrü Şehvar'la geçen hafta Nice'de gizlice nişanlandığı dedikodusu etrafa yayıldı. Bu sır 200 milyon Müslüman arasında yayılırsa, sır olmaktan çıkıp büyük bir olay olur.
Gözlemciler yüce Nizamın kurnazlık yaptığından şüphelenmektedirler. Kur'an'a göre İslam'ın halifesinin dünyevi lider olması gerekmektedir. Filistinli Müslümanlar, yıllardır tahttan indirilmiş şimdiki halifeyi Filistin'de, Vatikan kadar büyüklükteki bir toprak parçasına, lider olarak atamaya çalıştılar ve hala çalışıyorlar. Londra'da, Hindistan yuvarlak masa toplantısına delege olarak gönderilen Şankat Ali tarafından bu proje vurgulandı. Fakat Filistin'i yöneten Hıristiyan İngiltere, yahudilerin ve Hıristiyanların kutsal şehirlerini İslam'ın halifesinin koltuğu yapmaya çekiniyor.
Ne yapmak lazım?
Yıllar önce Haydarabad'ı yöneten Nizam kendini halife ilan etmeye çalışmıştı. Dindar Müslümanlar için onun bu girişimi şok ediciydi. Onlar bunu bastırdılar. Fakat halifenin kızıyla Nizamın varisinin geçen hafta gizlice nişanlanmaları birçok Müslüman'ı mutlu bir düşünce olarak etkiledi. Bu genç insanlar şayet evlenirlerse ve erkek çocukları olursa, dünyevi ve ruhani bağlar onda kuvvetlenecektir. O "gerçek/meşru halife" olarak ilan edilebilir. ...
... Londra'daki Türkiye Büyük elçiliği, Türk hükümetinin iki hafta önce İngiliz hükümetinden İmparatorluğun herhangi bir yerinde ve özellikle Filistin'de Hilafet'in tekrar kurulmasına izin verilmemesini istediği, ortaya çıktı. Pragmatik cumhuriyetleriyle çok iyi bir iş çıkaran Türkler, Hilafet'in tekrar kurulmasıyla Müslüman dindarlığının tekrar canlanmasından ve cumhurbaşkanı Kemal'a karşı tepki oluşacağından korkmaktadırlar.alinti
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Time Dergisi arşivinde; Hilafet'in son dönemleri hakkında geçen haberler
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» MARKALAR & FİYATLAR (TİME İ$ MONEY - SCARFACE V.B.)
» Yivsiz Silahlar Hakkında
» Backstreet Boys Hakkında Pek Bilinmeyenler...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Osmanli Tarihi-
Buraya geçin: