AnasayfaKapiTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Similar topics
    Arama
     
     

    Sonuç :
     
    Rechercher çıkıntı araştırma
    En son konular
    » Duyuru..Hocalı Katliamını Unutma, UNUTTURMA!
    Salı Şub. 28, 2012 8:03 am tarafından AyMaRaLCaN

    » Basit yaşayacaksın. Basit
    Çarş. Haz. 09, 2010 1:48 am tarafından Misafir

    » Aşk 29 Harftir..
    Çarş. Haz. 09, 2010 1:48 am tarafından Misafir

    » SENi SEViYORUM
    Çarş. Haz. 09, 2010 1:47 am tarafından Misafir

    » BÖYLE SEVDİM İŞTE
    Çarş. Haz. 09, 2010 1:44 am tarafından Misafir

    » Delinin Veliye Tavsiyesi
    Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

    » Dört Dirhemlik Gömlek
    Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

    » Eğer Göndermeseydi
    Paz Haz. 06, 2010 3:44 am tarafından Misafir

    » Nereden ve Nasıl aldın
    Paz Haz. 06, 2010 3:43 am tarafından Misafir

    Tarıyıcı
     Kapı
     Indeks
     Üye Listesi
     Profil
     SSS
     Arama
    Forum
    Ortaklar
    bedava forum
    Giriş yap
    Kullanıcı Adı:
    Şifre:
    Beni hatırla: 
    :: Şifremi unuttum

    Paylaş | 
     

     Altıyüz Dirhemlik İp

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    AyMaRaLCaN
    Admin
    avatar

    Mesaj Sayısı : 968
    Kayıt tarihi : 18/04/10

    MesajKonu: Altıyüz Dirhemlik İp   C.tesi Haz. 05, 2010 3:45 pm

    Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye çalışırdı.

    Vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar kadına kalır. Kadın pazara her hafata çıkamıyor, ip eğiriyordu. Bir zaman baktıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi.

    - Ya Rabbi! Bu öksüzlerin, yetimlerin rızkını ver, diyerek sabah erkenden pazarın yolunu tuttu. Yolda giderken Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerinin evinin önünden geçiyordu. Onu görünce durakladı. Şeyh mürüdleriyle sabah namazından çıkmıştı, yaşlı kadını görünce duraklayarak:

    - Hoş geldin bacı, nereye gidiyorsun?

    - Bir miktar ipliğim var, pazara götürüp satacağım.

    - Ver bakalım. Benden altıyüz dirhem ip isteniyor, bunu ver de ben satayım.

    - Memnuniyetle, lütuf buyurmuş olursunuz, efendim dedi ve ipi verdi.

    Abdülkadir Geylani Hazretleri eline aldığı ipi şaka yollu mescidin damına atınca hemen nereden geldiği belli olmayan büyük bir kuş gelip, ipi kapıp gider. Kadın bu nebiçim şaka diye kendi kendine söylenmeye başlayınca, müritler kadına itiraz etmemsi için işaret ettiler, kadında daha fazla bir şey demedi.

    Hazreti Şeyh kadına dönerek.

    - Hatun canını sıkma, ipliği satmaya gönderdim, parası gelsin ne kadar ettiyse alırsın.

    - Pekala, diyerek gider, ertesi gün gelir.

    - İpilik satıldı mı?

    Abdülkadir Geylani Hazretleri:

    - İplik satıldı, fakat parası henüz gelmedi. Bir hafta hadar bir zaman içinde gelir.

    Kadın bir hafta sonra gelir, para henüz gelmemiştir, kadına:

    - Yarın gel, paranı al.

    Kadın, pazara niye gitmedim, şimdi param elimde olurdu hayıflana hayıflana evine gitmek üzere iken, Mürütler:

    - Bir gün daha sabret bakalım mevla ne gösterecek, derken bu işin sade bir şaka olmadığının farkında idiler.

    Ertesi gün oldu. Abdülkadir Geylani Hazretlerinin huzuruna o ana kadar görülmeyen bir heyet geldi. Bin altın takdim ettiler. Müritler heyete bu kadar paranın ne olduğunu, niçin Şeyhe takdim ettiklerini sordular. Gelenler tüccar olduklarını belirterek:

    - Altınlar Hazreti Şeyhindir. Denizde yolculuk yaparken fırtına sebebiyle geminin yelkeni delindi, yol alamaz olduk, denizin ortasında kalacaktık. Kaptana bir çaresi yok mu diye sorduğumuzda:

    - Altıyüz dirhem ip olsa geminin yelkenini onarır, yolumuza devam ederdik ama, şu anda nerede bulacağız, dedi.

    Biz ellerimizi kaldırarak Allaha dua ettik ve duamızda:

    - Ya Sultanul Arifin bize altıyüz dirhem kadar ip gönder, sana bin altın vereceğiz diye yalvardık. Bir de baktık ki, bir kuş gelip altıyüz dirhem ipliği geminin güvertesine bırakıp uçtu gitti. Şimdi o adağımızı yerine getirdik, dediler.

    Tüccarlar ayrıldıktan bir müddet sonra, ihtiyar kadın gelip sordu.

    - Para geldi mi efendim?

    Şeyh bin altını kadına verirken:

    - Benim satışım seninki kadar kârlı olmuş mu?

    Kadın bir anda zengin olmuştu. Abdülkadir Geylani Hazretleri'ne teşekkür ederek huzurdan ayrıldı.

    _________________
    BİRGÜN
    Ben sensiz günlerime yanarken
    Belki sen bensizliğe sevineceksin
    Ama şunu unutmaki birtanem
    Sende birgün seveceksin
    [i]
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://ay-maral-can.tr.gg/
     
    Altıyüz Dirhemlik İp
    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası
     Similar topics
    -
    » Yazının Altını ve Üstünü Çizmek !

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
     :: Din ve İslamiyet Dini Hikayeler-
    Buraya geçin: